Vücudumuzun en büyük organı olan cildimiz gerçekten saymakla bitmeyen çok önemli görevler yerine getirir. Kısaca sıralarsak ;
• En üst katmandan itibaren bariyer görevi görerek mekanik etkilerden, sıcaklık değişimlerinden, mikro organizmalardan, radyasyondan ve kimyasallardan koruma sağlar.
• Ter ve saç yoluyla vücut ısısını düzenler ve D vitamini sentezi için depo görevi görür.
• Ortamdaki değişiklikleri algılayan ve ileten kapsamlı bir sinir hücresi ağı içerir. Bu hücreler ısı, soğuk, dokunma ve ağrı için ayrı reseptörler içerir.
• Cildimize sürdüğümüz her şey belli bir oranda vücudunuza nüfuz edebilir. Bu kullandığınız kimyasala, cildimizin genel sağlığına ve çevremize (ör. Sıcaklık, nem) bağlı olarak değişir.
Günümüzde önemi giderek daha ayırd edilir olmaya başlayan bitkisel özlerin, yağların iyileştirici gücü yüzyıllardan beridir biliniyor. Ancak bir çok ülkedeki kozmetik yasalarına göre bu ürünler iyileştirici olarak sunulamıyor. Şunu da unutmamak gerekir ki, doğal bileşenler de yanlış kullanıldığında da zararlı olma potansiyeli taşırlar.
Doğal bileşenlerin bizi kendine çekmesinin nedeni kompozisyonunun kimyasal yapıları cildimizdeki lipidlere benziyor oluşudur. Böylece vücudunuz tarafından daha kolay metabolize edilir. Ayrıca içinde cildimize fayda sağlayabilecek bir çok güzel bitkisel bileşen barındırır.
Bariyer görevi gören cildimiz sentetik bileşenlerle karşılaştığında savunma mekanizması oluşturan Langerhans hücreleri tarafından alınıp lenf kanalıyla atabilse de zaman içinde vücudumuzda depolanır ve toksik yük oluşturur. Bunu kısa sürelerde anlamamız maalesef çok mümkün olmuyor. Fakat cildimiz sentetik veya doğal bir ürün ile karşılaştığında bunu reseptörleri sayesinde hissedebilir. Sizde ruhunuzda hissedebilirsiniz. Doğal kozmetik ürünleri ile ise resmen doğada bir gezintiye çıkar gibi hissederiz. Hislerimize güvenelim ve onları dinleyelim. Sevgiyle kalın...